|
back to the future serisi (devamı) |
1985 teki ikiz çam alışveriş merkezi marthy 1955 te arabasıyla çamlardan birini devirince tek çam alışveriş merkezi olarak değişiyor. bu kadar ince ayrıntıya dikkat eden bir kurgu ve bu ayrıntıyı keşfeden hayranlarını yaratan süper seri.bir ara 4ü çekilmesi düşünülüyordu sanırım. ama bence bu şekilde kalmalı efsane olarak.
De Lorean türkiyede varmı bilmiyorm ama almanyada birtane gördüm peşinden koştum yetişemedm :p
bu arada mesaj atanlar oldu, belirteyim; yöneticilik pozisyonu sebze bedeninde olmayanlar için açıktır sadece.
2. filmin sonundaki 70 yıl öncesinden mektup olayı.. filmin en güzel sahnesi bence.
Benim kankimin alnındaki damarlar heyecanlanınca akım kapasitörü gibi oluyo, ama adam saatte 80 mil yapamıyo. Demek yapsa allah ne verdiyse gidicek 200-300 sene. Ulan bak allahın işine ya valla şaşırdım şimdi.
o değil de 3 film afişinde de martynin bi ayağı çukurda eheeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!
filmlerin filmi.. çocukken izleyipte hayran olduğum.. orta okul yıllarında beş kuruşum yokken borç harç para biriktiripde vcd hailnde serisinin tümünü aldığım ( adam pis kazık attı.. bunun bi iki sene sonra büyüyüp internetle haşır neşir olunca farkına wardım ama nedense pekde fazla koymadı.. artık filme werdiğim değermi yoksa aradan geçen zamanda içtiğim soğuk suların mı bunda etkisi war onun ben bile halen farkında değilim:)..mükemmel ötesi şey.. en azından bir çocuğa kurdurduğu hayallerle bile çok büyük bi değeri hakeden film..
De Lorean,heralde az insan bir De Lorean a sahip olmayı istememiştir "Geleğe Dönüşten"'ten sonra,en azından ben istemiştim:D
to be continued, almanac, johnny b. goode, "you're the doc, doc!", saat kulesi, biff tannen, pizza hut marka eti cin benzeri şeyin mikrodalgada dev gibi bi pizza olması, "you're fired!!!", clara clayton, jules verne, marty'nin kızının aslında kendisi olması, çatıdan atlama sahnesi ve daha sayamayacağım bir sürü şeyle resmen hayatımı ve ilgi alanlarımı etkilemiş harika film.
dvd'lerini bulana kadar canım çıktı şimdi de izleyip duruyorum ve buna rağmen delorean'ın ilk parçalanışında veya marty'nin yok olmadığını ilk gördüğümde nasıl heyecanlandıysam hala aynı şekilde heyecanlanıyorum.
gelecekte görüşürüz...
benim saplantılı, obsessed bir filmim...
90 larda çocuk olmanın (özellikle fantasy, bilim-kurgu, science fiction manyaği olabilecek bir karakteriniz varsa)
getirilerinden biri...
filmi parliament sinema klubu pazar gecesi sinemasında izleyip sonra uyur.. rüyamda sabaha kadar marty veya doc ile zamandan zamana geçerdik...
ilkokulda resim dersinde herkes "ev, dağ, dağdan akıp gelen bir nehir, iki dağin arasından yarım çıkmış güneş" resmi çizerken ben akı kapasitörünü (flug capacitor) ve de lorean ı çizmiştim.. öğretmen yarım saat bakıp bakıp anlam vermeye çalışmıştı...
süper günlerdi... offff offff
Herşey 5 Kasım 1955'de doc'ın saat takmak için ılsak klozete çıkması ve yere düşüp kafasını küvete çarpmasıyla başladı...